Ölüyorum!..

ölüyorum

Hiç hazır değilim üstelik.
Gerçi zaman verseler bile ne denli hazırlayabilirim ki kendimi ölüme.
Her şey anlamsız geliyor artık, hiçbir bebek sevimli gelmiyor mesela.
Sevgili ölüyorum… Hazır değilim üstelik… Zemheri bir ormanda kaybolmak gibi. Hiç insansız ve yeterince korkutucu. Neden korktuğumu bile bilmiyorum üstelik. Soluksuzca, durmaksızın koşuyorum aynı doğrultuda bu puslu ormanda ve hep aynı boşluğa çıkıyorum. Ve hep ağlıyorum sonunda.
Biliyor musun artık dua etmiyorum, Tanrıya olan inancım azalıyor her geçen gün.
Beni bu soğuk cihaza mahkum edebilmek için başka bir hastaneye sevk edecekleri gün, hani yanıma gelip saçlarıma dokunduğun gün. Gözlerime bakarak çok tatlı göründüğümü söylediğin, sana bir şeyler söylemek için çırpındığım, kendimi paraladığım ama sadece göz kapaklarımı yumabildiğim o gün ‘’sana inanmıştım’’ sevgili. Bu yanmış suratımı, parçaladıktan sonra tellerle sardıkları vücudumu ambulansın içindeki aynada görene kadar yaşayabileceğime olan bir inanç taşıdım şuan cihaz sayesinde çalışan kalbimde. Bana neden yalan söyledin sevgili? Ölüme bu kadar yakınken en çok ihtiyacım olan şey gerçekliğindi, insanların yalın dürüstlüğüydü. Şimdi bana sadece acıdığını düşünerek çürüyorum. Ölmek benimle ilgili aldığın kararları yüreğinle değil, vicdanınla aldığını bilmekten çok daha güzel Artık benim için.
Şimdi valizsiz çıkacağım bu yolculuğun sabahındayım. Bir kız evladına sahip olmanın mutluluğunu düşünüyorum bu son sabah. Baba olamayacağımı biliyorum.
Duyacağım son ses şu tepemdeki siyah kutudan gelecek, telefondaki çevir sesine benzeyen, benim aranızdan ayrıldığımı ifade eden kalp atmayış sesi yerine, Bitanem’in bir tek kelimesi olması için bu yatakta, namerde muhtaç halimle yıllarca ölümü bekleyebilirim biliyor musun? Birde biliyor musun sevgili, ölümü beklediğin tek bir gece, bir asır zindanda yaşamaktan daha beter geliyor kişiye? Ölümü beklerken neyi düşünmeli insan, şimdi en çok onu düşünüyorum. Her şey karmakarışık bu yerde. Hiç bir şeye, hiçbir anlam yükleyemiyorum. Neyin doğru, neyin yanlış olduğunu seçemiyorum. Ölüm bu denli yakınken ve bütün çıplaklığıyla koynuma girerken anlıyorum ki hiçbir şeyi çözemeyeceğim.
Ama bir tek şeyi biliyorum sevgili;
BEN ÖLDÜKTEN SONRA EN ÇOK SENİ ÖZLEYECEĞİM…

ERKEKLERİN KADINLARDAN RİCASIDIR (Yakarış)

* Pembe dizilerdeki sahte aşk nağmelerini bizden duymaya çabalamayın çünkü onlar gerçekten rol yapıyor ve kabak bizim başımıza patlıyor.

* Bir SMS gönderdiğiniz zaman ilk 10 saniyede cevap gelmeyince ikinci SMS’te “Orda mısın???” diye sormayın. Kesinlikle oradayızdır..!

* Mağazada gelinliklere bakıp “Aaaa ne güzeeel” dediğinizde onun bizim için bir anlamı yoktur. Bizi duygusuzlukla suçlamayın. Gelinlik sadece kızların hayalidir erkeklerin değil!!!

* Saçlarınızı boyattığınızda bunu fark edemezsek anlayın … continue reading this entry.

Hayattan Ne Öğrendin?

hayat

Ağır bir ÖSS sorusu gibiydi Esquire dergisininki… “Hayattan ne öğrendiniz?”
Verilen süre içinde aklıma gelenleri aşağıda yazdım.
Yanlışların doğruları götürmeyeceğini umuyorum:
* * *
Sonsuz bir karanlığın içinden doğdum. Işığı gördüm, korktum. Ağladım.
Zamanla ışıkta yaşamayı öğrendim. Karanlığı gördüm, korktum.
Gün geldi sonsuz karanlığa uğurladım sevdiklerimi…
Ağladım.
* * * … continue reading this entry.

Anne Karnındaki İkiz Diyalogları

2z
- Az kenara çekilsene
- Kes, Allah’ın cenini seni
……………………..

………

- Bak hareket yapma kordonunu ısırırım
- Sen duurr daha, sen duurr, dışarda görüşcez seninle
… continue reading this entry.

Ünlü yabancıların Türkler hakkındaki sözleri

Turk_Askeri

İnsanlari yücelten iki büyük meziyet vardır: Erkeğin cesur kadının namuslu
olması. Bu iki meziyetin yanında hem erkeği, hem kadını şereflendiren
bir meziyet vardır. İcabında tereddütsüz canını feda edebilecek kadar
vatanına bağlı olmak. İşte Türkler bu meziyetlere ve fazilete sahip
kahramanlardır. Bundan dolayıdır ki Türkler öldürülebilir, lakin mağlup
edilemezler”
Napoleon Bonaparte – Fransız İmparatoru

“Türklerden bahsediyorum… … continue reading this entry.

Melih Oğuzhan ile Denişik Atraksiyonlar

44ef609afa8f90_full

Kurda sormuşlar “Neden boynun kalın?” Kurt da cevaben ” Sıradaki parça kayseri de vatani görevini yapan 89/4 necati ve tertipleri için, ayrıca almanyadaki sefer amcamlara ve şu anda kastamonu çatal zeytinde süt sağmakta olan ayşe teyzem için gelsin” demiş.

Kurda sormuşlar “Neden Boynun kalın?” Kurt da cevaben … continue reading this entry.

Ayrılmaz Üç’lüler

3lüdeniz, kum, güneş
yumruk, tekme, kafa
mazhar, fuat, özkan
at, avrat, silah
Metin, Ali, Feyyaz … continue reading this entry.

Kırmızı Başlıklı Kızın Hikayesi Kurtun Ağzından Dinleyelim!

DudeHer gün yaptığım gibi ormanı temizlemeye çıkmıştım. Orman benim evim, temiz tutmak da benim görevim. Derken bir kız beliriverdi. Kırmızı başlık ve peleriniyle çok şüpheli bir görünümü vardı. Kimin aklına gelir bu garip kıyafeti giymek. Bir kurnazlık peşindeydi mutlaka. Bir süre dikkatle izledim bu garip kızı. elinde taşıdığı üzeri örtülü sepette kim bilir ne taşıyordu!.. Yürüyüşü bile normal değildi. Yanına yaklaşıp ne yaptığını sorunca bana büyükannesinin evine gittiğini söyledi ama gel de inan. Yine de bıraktım peşini kendi işime döndüm. Ama aklım o kıza takıldı bir kere… … continue reading this entry.

Korkmak…

İnsanların cogu;

Kaybetmekten korktugu icin, sevmekten korkuyor..

Sevilmekten korkuyor, kendisini sevilmeye layik gormedigi icin..

Düsünmekten korkuyor, sorumluluk getirecegi icin..

Konusmaktan korkuyor, elestirilmekten korktugu icin..

Duygularini ifade etmekten korkuyor, reddedilmekten korktugu icin..

Yaslanmaktan korkuyor, gencliginin kiymetini bilmedigi icin..

Unutulmaktan korkuyor, dunyaya iyi birsey vermedigi icin..

Ve olmekten korkuyor, aslinda yasamayi bilmedigi icin…

Seni seviyordum ve senin haberin yoktu.

Saçlarını izliyordum uzaktan, kulağının arkasına
düşüşü ve burnun herkesten başkaydı işte.
Güldüğün zaman yukarıya bakardın. Yukarı kalkan
başın ve gülen gözlerin vardı, ne güzeldiler…

Sen bilmiyordun, ben seni seviyordum.

Kalbime sığmıyordu aklımdan geçenler. Duvarlara,
vitrin camlarına kaldırımlara çarpıyordu. Geri dönüyordu
çoğalarak. Senin sesini duyduğum masalarda erteliyordum
herşeyi, her şeyi erteleyişim oluyordun. Kalp ağrısı
oluyordun, birlikte soluduğumuz sokak isimleri oluyordun.
Mevsimler değişiyor ve büyüyorduk. Dönemeçler geçiyor,
köprüler göze alıyor ve bazen tekin olmayan suların
üzerinden atlıyorduk. Cesurduk… Ufuk çizgisi maviydi,
gün batımı hep turuncu ve kırmızıydı bütün karanfiller.

Ben seni seviyordum, bilmiyordun.

Sevinçlerim oluyordun arasıra, sen hiç bilmiyordun.
Sonra herhangi biri oldun. Bütün sevinçlerim bittikten
sonra yağmurlar yağdı serin haziran akşamları…
Sonra bir gün uzaktan gördüm seni. Saçların
bana inat, başın her şeye meydan okuyarak.
İşte yine aynı… Kalbimi acıttın. Her zamanki gibi.
Değiştik sanıyordum.

Ve sen yine bilmiyordun.

İclal Aydın

« Daha eski yazılar